![]() |
![]() |
İngiliz otomobil üreticileri yarış otomobillerine verdikleri önemin dışında her zaman Avrupa otomotiv endüstrisinin aristokrat tarafınıda temsil etmişlerdir. Rolls Royce firması bu temsilin en üst limitinde yerini almış ve günümüzde de almaya devam etmektedir. Asil bir soyluluk, zerafet ve güç her zaman Rolls Royce markasının yarattığı algının karşılığı olmuştur.
1884 yılında makine üreten bir fabrika kuran Henry Royce 1904’te Royce Limited of Manchester şirketini kurarak ilk otomobilini yaptı. Aynı yıl Londra’da otomobil satan Charles Rolls’la tanışarak 1906 yılında Royce’un yaptığı otomobilleri Rolls’ün satmasıyla işbirliği yaptılar ve otomobillerinin adı Rolls Royce oldu. “Dünyanın en iyi ve prestijli otomobili” cümlesi ve şirketin buna bağlı ortaya koyduğu hedefi bu markanın kuruluşundan bugüne asla terkedilmeyen tek felsefesi oldu. Firma tarihine bakıldığında bu felsefenin birebir hayata geçirilme başarısının nasıl sağlandığı sorusunun cevap anahtarı mevcuttur.
![]() |
![]() |
Charles Rolls | Henry Royce |
Otomobil üretimi dışında Wright Kardeşlerle yaptığı anlaşmayla 1915'te Müttefikler için ilk zırhlı araçları ürettiler ve 1939 da Kraliyet Hava Kuvvetleri uçaklarının birçoğunun motorlarını yenilediklerinde dünyanın sayılı uçak motoru üreticilerinden oldular.
1904 yılında özel olarak üretilen 10 beygir gücündeki ilk Rolls Royce’dan 1925 yılına kadar yapılan üretimde tek model politikası yürütüldü. Bu otomobil tabi ki efsanevi Silver Ghost’tu. Rolls Royce’u büyük yapan, bu ilk dönem otomobillerinde dahi tüm detaylara verilen dikkat ve her bir parçanın üretimi sırasında gösterilen aşırı hassasiyet ve itinadır. Henry Royce bir keresinde şöyle demiştir, “ Yeterince iyi diye bir şey yoktur. Yapılan ya doğrudur ya da yanlış”. O dönemde, otomobillerine üç yıl garanti veriyorlardı.
![]() |
![]() |
Silver Ghost 1906 | Rolls Royce 15 hp |
II. Dünya Savaşı nedeniyle ara verilen üretime 1947 yılında Silver Wraith ile geri dönüldü. O dönemde satış fiyatı 4.300 Sterlin olan 6 silindirli 4257 cc’lik bu otomobile iki yıl sonra Bentley şasili Silver Dawn katıldı. Silver Dawn ile Rolls ilk kez standart çelik şasiye sahip oluyordu. 1953 yılına gelindiğinde yurt dışına çıkan ilk Rolls Royce olma özelliğini yine bu otomobil aldı. 1955 yılında 4.9 litrelik Silver Cloud ve kralların otomobili 8 silindirli Phantom üretildi. Sadece devlet başkanları ve Kraliyet üyelerinin sahip olabildiği Phantom’dan sadece 16 adet üretildi. Phantom’un yenilenen modelleri Phantom III, V8 motorlu 1959 Phantom V ve Phantom VI yine aynı amaçla kısıtlı sayıda üretildi.
![]() |
![]() |
Silver Cloud II | Silver Shadow |
1965 yılında ürün geliştirme departmanın on yıllık çalışmalarının sonucu olarak Rolls Royce Silver Shadow üretildi. Yeni seri şaşırtıcı derecede yeni özelliklerle karakterize edilmişti ve gelişimiyle beraber yeni bir çehre ile artık kutsallaşmış olan bazı tasarım ilkelerini de değiştirdi. Bu ilklerin otomobilinde teknik olarak çarpıcı üç ana özelliği vardı: entegre şase ve karoser ile monoblok, bağısız süspansiyonlu tekerler ve günümüzde dahi modern bir arabada kullanılan dört tekerde disk frenler Silver Shadow’u ilklerin otomobili yapıyordu
Aşırı derecede sağlam inşa edilmiş sabit monoblok gövde o yılların tasarım teknolojisinin sınıf atlamasını sağladı. Ön ve arka alt-çatı, karosere esnek metal kaidelerle bağlanarak, motoru, vites kutusunu ve süspansiyon ünitelerini taşıyordu. Ayrı olarak yerleştirilmiş esnek kaideli çapraz organlar ise son mekanizmayı taşıyordu. Bağımsız süspansiyonlar dört tekerde yarı-salınımlı wishbone ve helezon yaylardan oluşuyordu. Bu üniteye adapte edilen otomatik yükseklik kontrolü ile yük ne olursa olsun sabit sürüş yüksekliği sağlanıyordu.
Kaputun altında daha önce Silver Cloud’da kullanılan V8 geliştirilerek yerleştirildi. Bu başarılı 6230 cc.’lik 8 silindir alüminyum motor yeniden tasarlanan silindir başlarıyla daha verimli hale getirildi. Ellili yılardan beri kullanılan dört ileri otomatik vites şanzıman, geçişleri daha da yumuşatan elektrikli güç ünitesi ile destekleyerek kullanmaya devam etti. Genel olarak fark edilir değişikliklerin yapılmadığı lastik özellikleri ile 1972 yılının radyal lastiklerine kadar çift katmanlı tubeless’ler kullanıldı. Silver Shadow, 1965 ila 1977 yılları arasında 20.605 adetlik satışıyla, Rolls Royce’un tarihindeki en başarılı dönemi yaşattı. Bu başarı 1977 yılında Silver Shadow II’yi yarattı. 1980 yılına kadar modifikasyonlar ve rafine edilen detayları ile üretilmeye devam edildi. Özellikle, hacmi 6750 cc olarak yükseltilen motor ile performansı, uzatılan teker mesafesi ile arka koltuğa daha geniş yer sağlayarak da konforu arttırıldı. Şanzıman ve süspansiyon sistemleri de geliştirilerek daima günün teknolojisinin en ileri uygulamaları olarak yer aldı. İç mekanda sağlanan konfor ise özellikle kullanılan malzemenin kalitesi ile ihtişamı artırıyordu. Gerçek İngiliz derisi ile kaplanan koltuk ve kapılar, birinci kalite halılar ve otomatik klima sistemi ile soylu sahiplerini rahat ettirdi ve günümüzde de ettirmeye devam ediyor.